Tanıştırayım: Tapir.
 
Kosta Rika’daki son günümde ülkenin güneyinde yer alan Corcovado Milli Parkı’na gittim. Bu minnak ülke orman arazilerini geliştirmek ve yüzölçümünü artırmak için geçmişte müthiş bir efor sarf etmiş. 1950’lerde mevcut orman arazilerinin etrafındaki yerleşim yerlerini boşaltıp doğanın genişlemesine olanak yaratmışlar. Kosta Rika tropik kuşakta yer alan bir ülke olduğu için, sahip olduğu orman dokusu ‘yağmur ormanı’ ve ‘bulut ormanı’ özelliği taşıyor, su ve günışığını bulduğu müddetçe yayılmaya, uzamaya, genişlemeye meyilli. Corcovado’daki orman dokusu da 50 yıl içinde iki katına çıkmış!
 
Oysa tarım arazisi açmak, muz plantastonu kurmak, palmiye yağı üretmek, kahve yetiştirmek, inşaat yapmak, çeşitli işleme tesisleri kurmak, 5 yıldızlı oteller açmak gibi seçenekler son derece makul karşılanır ve ekonomik olarak da mantıklı görünüyormuş. Ormanı çoğaltmayı tercih etmişler. Bugün Kosta Rika’nın toplam yüzölçümünün yarıya yakını orman. Ve en önemli gelir kaynağı ekoturizm. 
 
Corcovado’da 5 saat boyunca bir doğa rehberiyle yürüyüş yaptım. (Doğa rehberliği üniversitede 3,5 yıl okunan bir bölüm. Ülkede 3500 civarında diplomalı doğa rehberi var). Rehberim Esteban ağaçkakandan yılana, yaban hindisinden akbabaya, çeşit çeşit maymundan çekirgeye türlü börtü böceği yakından gösterdi, anlattı, tanıttı. 
 
Yürüyüşün bir noktasında Esteban durup yere eğildi. ‘Bak’ dedi, ‘bu üç tırnaklı, buraya özgü, ender görülen bir hayvanın ayak izi. Bu bir tapir.’ Sonra filmlerdeki replik döküldü ağzından: ‘İzler taze, fazla uzaklaşmış olamaz!’. Takip eden bir saat kırkbeş dakika boyunca Esteban önde, ben arkada ormanda tapir izi sürdük. Esteban bazen ‘dışkısının kokusunu alıyorum’ dedi, bazen ezilmiş otları gösterip ‘buradan sağa dönmüş’ dedi. Doğada iz sürme konusunda epey deneyim kazandırdı bana. Ve umutlarımın tükenmeye başladığı bir anda parmağını dudaklarına götürüp sus işareti yaptı. Bir baktık ki, iki saattir bizi peşinde koşturan tapir bey kendine kuytu bir köşe beğenip yatmış, öğlen şekerlemesi yapıyor 🙂 
 
Tapir, at ve gergedanla akrabalığı olan, Orta Amerika ve Malezya-Endonezya topraklarında görülen, büyük bir memeli. Türü tükenme tehlikesi altına girmiş, kırmızı listeye alınmış canlılardan biri. Fotoğrafta gördüğünüz Baird’s Tapir denilen türü. Doğal habitatı olan Kosta Rika’da dahi 600 ila 800 birey kaldığı zannediliyor. Dünyadaki toplam sayısı ise 3000’in altında. Ve hızla azalıyor. 
 
Normalde sakin, çekingen, kimseye zararı olmayan, kendi halinde bir canlı bu tapircik. Ama yanında yavrusu varsa dikkat edin, içinden bir canavar çıkabilir. Koruma içgüdüsüyle saldırganlaşıyor. 2006 yılında zamanın Kosta Rika Orman Bakanı Carlos Manuel Rodríguez Echandi, benim gibi Corcovado’da çıktığı bir yürüyüş esnasında yanında yavrusu olan bir tapirin saldırısına uğrayıp ölümden dönmüş. Kendisini tapirin tehlikeli ısırıklarından kurtaran ise sırtındaki çantası olmuş (Bakınız, sırtçantasıyla gezmenin faydalarından biri daha!) .
 
Seyahat etmenin güzel taraflarından biri, o zamana kadar haberdar olmadığınız meselelerde farkındalığınızı artırması, hatta sizi taraf haline getirmesi. Ben de Kosta Rika’dan döner dönmez bazı uluslararası tapir koruma gruplarına üye oldum. Diyeceksiniz, bizim derdimiz bize yeter bu tımarhane gibi ülkede… Orası öyle, ama ruhumuzu kurtaracaksa doğa ve sanat kurtaracak bana sorarsanız. 
 
Siz de bu yazıyı arkadaşlarınızla paylaşın, hiç değilse korumamıza muhtaç tapirlerin varlığından haberdar edin onları… 
 
PAYLAŞ:

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.