Yenir.
Japonya'da yenir.
Deprem, tsunami ve nükleer felaket başına bela olmadan bir süre önce Japonya'ya gittim. Ne yazık ki blogspot yasağı bu "nev-i şahsına münhasır" memleket hakkında izlenim yazmayı geciktirdi. Hala da düzelmedi durum, ama arka kapılardan dolaşarak blog'a erişmeye ve erişilmeye çabalıyoruz.
Japonya özel bir coğrafya. Şu son deprem felaketi de bir kere daha gösterdi ki, Japon kültürü kendine özgü ve eşsiz. Aynı anda hem dünyanın en ultra-modern, hem geleneksel değerlerini en fazla korumuş ülkesi olabilen, tuhaf bir karışım. Dünyada başka yerde görünmeyen huylara ve zaaflara sahip, ürkek bir ceylan sanki...
O kadar çok acaip şey bir aradaki Japonya'da, tek bir yazıda toparlamak zor. Kısa anekdotlardan oluşan uzun bir Japonya izlenimleri serisi yapıyorum bu sefer. Buyrun...
Kyoto'da pazarda dolaşırken şu alttaki fotoğrafta gördüğünüz, ceviz büyüklüğündeki kırmızı şeyleri gördüm.
Şeker mi, yoksa plastik model mi, neyin nesi bunlar diye anlamaya çalışırken yanımdaki Japon müşteri parasını uzatıp iki kürdanı lüpletiverdi. Aaa, bildiğin ahtapotmuş...
Japonya'da sokakta yenebilecekler için seçenek listesi upuzun, ama asıl ev alışverişi için sunulan gıda çeşitleri inanılmaz. Bir kısmını anlamaya zaten imkan yok, sorsanız da tarif ettikleri şeyi isimlendirmekte zorlanıyorsunuz, bizim hayatımızda mevcut değil çünkü bunlar.
Pazarda gramla satılan bu "şey" kurutulup öğütülerek toz haline getirilmiş balık DEĞİL, hayır.
Bizzat balığın kendisi bu.
İkna olmadınız mı, daha yakından bakın...
Japonya'dan sevgilerle...
Japonya'da sokakta yenebilecekler için seçenek listesi upuzun, ama asıl ev alışverişi için sunulan gıda çeşitleri inanılmaz. Bir kısmını anlamaya zaten imkan yok, sorsanız da tarif ettikleri şeyi isimlendirmekte zorlanıyorsunuz, bizim hayatımızda mevcut değil çünkü bunlar. Diğer kısmının ağırlığı da deniz mahsülleri üzerine. Bir ada ülke olmanın mecburiyetiyle herhalde, "denizden babam çıksa yerim" kıvamına gelmiş çekik gözlü ahbaplarımız. Yemeğin görüntüsüne bakıyorsunuz noodle, sebze, ot, şu bu... Ama herşeyin içinde bir balık tadı var. Neden mi? Şu yanda gördüğünüz, neredeyse her yemeğe konan toz yüzünden...
Bizzat balığın kendisi bu.
İkna olmadınız mı, daha yakından bakın...
Japonya'dan sevgilerle...




1 yorum:
çok tuhaf gerçekten :)
böyle mini ahtapot olur muymuş, yoksa bunlar yavru mu acaba..?
fotoğrafları çok beğendim bu arada, nefis renkler ve detaylar..
sevgiler, ahsen
http://wear-a-smile-wear-a-smile.blogspot.com/
Yorum Gönder