Milano sokaklarında...

İki gün Milano sokaklarında aylaklık ettim... Herkes birşeylere bakarken ben de bunları gördüm :)

Read More!

Başı dumanlı St. Wolfgang Gölü

Geçen hafta bir iş gezisi nedeniyle Avusturya'nın Salzburg şehri yakınlarındaki St. Wolfgang Gölü'ne gittim. Ne yazık ki gezip dolaşmaya pek vaktim olmadı. Başı dumanlı dağlarıyla St. Wolfgang Gölü'nün şahane manzarasını da ancak cep telefonuyla çekebildim. Buyrun...



Read More!

Japonların dünyaya armağanı: Kapsül Otel!

Japonların dünyaya armağan ettiği pek çok kavram var, ama benim gönlümde “kapsül otel”in yeri ayrı. 

Kyoto’da nerede kalsak diye araştırma yaparken, nereden hatırladıysam bir zamanlar duyduğum ve nasıl işlediğini merak ettiğim, fakat Japonya dışında bir yerde olmadığı için deneyemediğim kapsül oteller geldi aklıma.

Fikir basit: Diyelim ki bütün gün sokakları arşınlayan bir gezgin, gün boyu sürecek toplantılar yapmak üzere şehre gelmiş bir işadamı veya bir şehirden bir şehre geçerken bir gece konaklamaya ihtiyacı olan bir vatandaşsınız. Yani otele yatmadan yatmaya gideceksiniz. Ne otelin barında iki tek atacak, ne televizyon izleyecek, ne de spor salonunda koşacaksınız. Kullanmayacağınız hizmetlere boşu boşuna para vermek istemiyorsunuz, ama hostel yatakhanelerinde topluca uyumaya da niyetiniz yok. Tek başınıza uyuyacağınız rahat bir yatağa ihtiyacınız var.

Çok güzel. Buyrun kapsül otele.

Kapsül oteller 1980’lerde bu basit ihtiyaçtan ortaya çıkmış. 2000’ler geldiğinde köhneyen binalar, hızla çoğalan ve kalite çıtası yükselen hostel kavramı kapsüllerin pabucunu biraz dama atsa da, kapsül oteller ölmemiş. Tam tersine, yeni girişimciler “butik kapsül” diyebileceğimiz yeni oteller açmış.

İşte ben de böyle bir “butik kapsül otel”de kaldım: 9 h. 

Türkçe’ye çevirirsek: 9 saat.

Otele girdiniz + duş yaptınız + uyudunuz + uyandınız +duş yaptınız + otelden çıktınız = 9 saat.

Hesap bu.

Mecbur musunuz 9 saat kalmaya? Tabii ki hayır. Minimum 4, maksimum 17 saat kalabiliyorsunuz. Ama ben şöyle 5 günlük rezervasyon yaptırayım diye bir olay yok. 5 gün kalmayı düşünüyorsanız ucuca  17 saatlik rezervasyonlar yaptırabilirsiniz. Ücreti saat başına ödüyorsunuz.

Otelin en matrak tarafı, daha bismillah kapıdan girer girmez ayakkabılarınızı çıkartmanız gerekiyor. Japonya’da zaten birçok yere girerken ayakkabınızı çıkarmanız gerekiyor da, böyle eller kollar  bavulla, çantayla, fotoğraf makinesiyle doluyken ayağınızda terlikle resepsiyonun önünde beklemek komik değil de nedir, sorarım.

Resepsiyondan aldığınız anahtarla ayakkabılarınızı girişteki dolaplara kilitledikten, çantanızı da bagaj bölümüne bıraktıktan sonra duşların olduğu kata çıkıyorsunuz. Aynı anahtarla buradaki dolabınızı açtığınızda bulduğunuz şampuan, diş macunu, fırça ve kremlerle yıkanıp paklanıp yine dolaptan çıkan ve değme 5 yıldızlı otelde olmayan pofuduk beyaz havlularla kurulandınız mı? Kurulandınız. Öyleyse son bomba gelsin: Dolaptan bir de pijama çıkıyor! Tüm müşterilerle bir örnek pijamanız üstünüzde, terlikler ayağınızda, saçlarınızı 9 h şampuanı kokusuyla savura savura yatağınıza gidebilirsiniz artık.  

9 h’da kadınlar ve erkeklerin katları ayrı. Her katta 25-30 tane kapsülden oluşan bir yatakhane var.

Kapsül dediğimiz odacık, kenarları yuvarlatılmış tabut gibi bir şey aslında. Eni 1,5m, boyu 2 m, yüksekliği 1,5 m civarında, ayakucu açık bir tüp. Klostrofobiniz yoksa içeride rahatça hareket eder, oturur, hafifçe ayağa bile kalkarsınız.

Her yer bembeyaz. Kapsülün içinde hafif bir ışık yanıyor. Başucunda bir kontrol paneli, bir de su şişesi var. Hani uyanıp da bir bardak su ararsınız, fantastik pijamalarınızla ortalıkta dolaşmayın diye onu bile düşünmüş sağolsun Japonlar. Kontrol paneli sayesinde ışığı azaltıp çoğaltabiliyor, uyanmak için alarm kurabiliyor, telefonunuzu şarj edebiliyorsunuz. Daha ne olsun?

Ayakucunuzdaki jaluziyi de çekip kapattınız mı uyumaya hazırsınız.Tatlı rüyalar :)



 
 5. ve 7. fotoğraflar www.9hours.jp'den alınmıştır.
Read More!

10 Fotoğrafta Gökçeada










Read More!

Geleneksel "Bu Yıl Nereye Gideyim?" anketimiz başlamıştır!

Beş senedir blog yazmanın böyle bir güzelliği var. Geleneksel bilmemne diyebiliyorsunuz.

Sene 2008. Seyahat planları yaparken nereye gideceğimi bir de blog okurlarına sorayım dedim, 75 kişi cevap verdi. Sonuçları şu yazıda gözden geçirdim. Okurlar Peru dedi, ben Burma'ya gideceğim diye tutturdum. Sonuç, kendimi Kamboçya'da buldum. 

Hızımı alamadım, ertesi sene bir daha sordum. 155 kişi cevap verdi. Bu sefer okurlar Güney Amerika ile Güney Kutbu arasında bölündü. Peki ben bu cevapları dikkat aldım mı? Hayır :) Seçenekler arasında bile olmayan Brezilya'ya gitmeye niyetlenip Fiji ve Japonya'da pasifik havası aldım.

Velhasıl kelam anket bahane, hayal kurmak şahane. Maksat plan yapmak, taslak rotalar çizmek, uçak biletlerine bakmak, görülecek yerleri listelemek, tatlı tatlı hayallere dalmak olsun... Maksat bunu beraber yapmak olsun...

Geleneksel "Bu Yıl Nereye Gideyim?" anketi bu seneki hayallerimize açılmıştır. Hemen sağ kolonda, en üstte. Önünde 100 gün var sayın okur. Üstelik bu kez birden fazla seçenek işaretlenebiliyor. Kararsızlığın lüzumu yok yani.

Bazı seçenekler yıllar geçse de değişmiyor, her yıl programa alıyoruz kendilerini. Artık gerçekleşene ya da bıkana kadar...

Ha, bir de evde oturmamı isteyenler var, ki her iki ankete de cevap veren aynı 17 kişi olduklarından şüpheleniyorum, onları da unutmadım. "Evde oturayım" seçeneği her zamanki yerinde :)

Hadi bakalım, gelsin oylar! 

Read More!

Japon popo yıkama sanatı

Efendim bilen bilir, sizden iyi olmasınlar, Japonlar hijyenlerine pek düşkün.

Klozet çok önemli bir mobilya.

Yalnızca evlerde değil, tüm genel tuvaletlerde, özellikleri birbirinden biraz farklılaşsa da, maharetli klozetler kullanılıyor. Şöyle ifade edeyim, bizim evlerimizde kullandığımız türden, üzerine oturmak dışında bir fonksiyonu olmayan klozetlerden Japonya’da bir tek adet bile görmedim.

Fotoğrafı inceleyelim:

Alelade bir umumi tuvaletteyiz. Resimden anlaşılmıyor, ben söyleyeyim, klozet kendinden ısıtmalı. Suyu poponuza püskürtürebiliyor, miktarını ayarlayabiliyor, ortamı kokuttuysanız “powerful deodorizer” ile sizden sonraki için daha fantastik bir ortam yaratabiliyorsunuz. Arada sifonu çekebileceğiniz gibi, “çekermiş gibi” yapmanız da mümkün.

Bu sonuncusu çok mühim. Özellikle kadınlar tuvaletinde olan bu hizmet, utangaç, sıkılgan, gözlerini yerden kaldırmadan “ihihi, ühühü” şeklinde gülüşen Japon kadınının, başkaları tarafından sesleri duyulmadan, utanmadan, sıkılmadan rahatlayabilmeleri için düşünülmüş. Son derece basit ve pratik bir çözüm. Basıyorsunuz düğmeye, şarıl şarıl su sesi eşliğinde ihtiyaç gideriyorsunuz. Gerçi o bitmek bilmeyen su sesini duyunca insanın işedikçe işeyesi geliyor ya, neyse.

Başka ne özellikler var derseniz, sıcak su buharıyla kurutma yapanı da gördüm, banyo kapısını açınca sensörle otomatik olarak kapağı açılanı da...

Bir de popoya selülit kremi sürenini yaparlarsa, olay bitmiştir!

Read More!