Mozambik balinalarının dansı - yeniden!

Youtube erişimi olmayanların videoyu değil izlemek, sayfada bir video olduğunu bile fark etmediklerini fark ettim! Benim hatam. Mozambik balinalarının dansını izlemek için lütfen şöyle buyrun :) 

 



Mozambik - Balinalarin Dansi from aylak ilsu on Vimeo. Read More!

Mozambik'te balinaların dansı

Garip çizgilerle dolu yamuk yumuk gövdeleri, çıkıntılı yüzgeçleri, taraklı kuyrukları ile tuhaf görünümlü, hadi daha açık söyleyeyim basbayağı çirkin, ama bir o kadar neşeli kambur(sırt) balinalar Mozambik gezimizin assolistleriydi.

Önce Vilankulo’da, sonra da Tofo’da, hoplayıp zıplamalarını izleyebilmek için uçsuz bucaksız okyanusta zodyak botumuzla saatlerce dolaştık durduk.

İlk olarak uzaktan fıskıyelerini gördük, yaklaştıkça suya çarparken çıkardıkları müthiş sesi duyduk. Bazısı bize hiç aldırmadan oyununa baktı, bazısı ince uzun yüzgeçlerini pat pat suya vurup selam çaktı. Kimi zaman botumuzun dibine kadar sokulup bizi kolaçan ettiler, çoğu zaman da yaklaşmaya çalıştığımızı görüp son sürat derin sulara dalarak kayboldular.

Yetişkin bir kambur balina ortalama 15 metre boyunda ve 40 ton (40.000 kg!) ağırlığında oluyor. Normal bir insanla yanyana gelince şöyle görünüyorlar:


Her yıl yazın soğuk sulara, kışın sıcak sulara göçüyorlar. Mozambik bu göç esnasında geçiş yolları üzerinde bulunuyor. Burada yavruluyor ya da yavrularına dalmayı, zıplamayı, avlanmayı öğretiyorlar.

Küçük balıklarla besleniyorlar. Bugün dünyanın tüm denizlerinde, onbinlerle ifade edilen sayılarda bulunsalar da, bundan 30-40 sene önce yokolmanın sınırına gelip avlanmalarının yasaklanmasıyla direkten dönmüşler. Avlanmaları yasak olsa da yağları için hala öldürülüyorlar.

Hayatlarının büyük bölümü derin sularda geçiyor, nefes almak için suyun yüzeyine çıktıklarında gözlemlenebiliyorlar. Yüzeye çıkınca da, koca gövdelerinden hiç beklenmeyecek bir şekilde, suyun 10-15 metre üzerine doğru zıplıyor ve sarmal bir dönüş yaparak beyaz göbeklerini gösterip çok uzaklardan bile duyulabilen bir gürültüyle sırtüstü suya düşüyorlar. İşte bunu görmek kilometrelerce yol tepmeye de, saatlerce denizin ortasında dolaşmaya da değiyor.

Fotoğraf: Mustafa Akdoğan



Read More!

Eminönü'nde bir öğle vakti




Read More!

Gündüz mezarlık, gece gerdanlık: Mardin

Geçen Mayıs ayında, baharın en güzel günlerinde, dört günlüğüne Mardin’e gittim. Dönüşte Mardin’li çocukların candan görüntülerini burada paylaştıysam da, geziyle ilgili izlenimlerimi yazmayı ihmal ettim.


Derken bir şey oldu. Tanıyandan tanımayandan e-posta adresime, cep telefonuma, facebook’a mesaj yağmaya başladı. Sebep: İz TV’de yayınlanan “Fotoğraftan Kent” belgeseli.

İz TV, kültürler mozaiği Mardin’i fotoğrafçıların gözünden anlatmak istemişti. Yolumuz Fotoğrafevi’nin düzenlediği gezide kesişti. Mardin’i İz TV ekibiyle birlikte gezdik. Bir yandan fotoğraf çektik, bir yandan şehrin bizde bıraktığı izleri anlattık.

Belgesel geçtiğimiz günlerde yayınlanmaya başladı. İşte o zaman fark ettim: 1. İz TV ne kadar çok seyrediliyormuş. 2. Mardin’i merak eden, görmek isteyen ne çok insan varmış. 3. Mardin ne kadar az biliniyormuş. Sonuç olarak, geç de olsa Mardin’i yazmak farz oldu.
Read More!

Fotoğraflarla Mozambik - 2



Read More!

Fotoğraflarla Mozambik - 1

eçen hafta Mozambik'teydim.

Bir yanda göz kamaştırıcı bir doğa, diğer tarafta akıl almaz bir sefalet...
Anlatacak çok şey var, ama önce fotoğraflar konuşsun biraz.



Read More!

Saygon, Ho Chi Minh City ya da küçük Paris!

Ben ne kadar Saygon adını kullanmakta ısrar etsem de (tanıdık bir tınısı var, kulağıma hoş geliyor) şehrin bugünkü adı Ho Chi Minh City.

Ho Chi Minh (Okunuşu: Ho Şi Min), Fransız sömürgeciliğinden kurtulmak üzere Vietnam'ın yürüttüğü bağımsızlık savaşında liderlik yapmış generalin adı. Vietnamlılar'ın kendisine sevgisi ve saygısı sonsuz. Bu yüzden de Saygon'u Amerikalılar'ın elinden kurtarınca bu büyük generalin adını şehre vermişler.

Son derece büyük, gürültülü, kozmopolit bu şehir, Amerikan etkisinden ziyade burada uzun süre kalmış Fransızlar'ın, hem de bariz izlerini taşıyor. Fransızlar evlerini mi çok özlemişler, uzakdoğuda batılı bir kent yaratma sevdasına mı kapılmışlar, artık niyeyse, Paris'te ne gördülerse buraya da inşa etmişler.
Read More!

Aman kurbağalar kaçmasın!

Vietnam’ın güneydoğusunda, Mekong Deltası’ndaki Vinh Lang şehrinde, hayatımda gördüğüm en ilginç pazarlardan birine gittim: Canlı su ürünleri pazarı.

Bu coğrafya insanının başlıca besin kaynağı pirinç ve su ürünleri. Burası da bizim balık pazarlarının bir versiyonu. Fakat bizimkilerde balık dışında fazla çeşit bulunmaz, onların çoğu da ruhunu Hakkın rahmetine teslim etmiş olur pazara geldiklerinde. Burada durum tersi. Hem her şey canlı, hem de çeşit müthiş bol. Sadece deniz değil, nehir, göl... her türlü su mahsulü satılıyor....
Read More!

Mekong

Dünyanın en uzun 10. nehri olan Mekong, Tibet’ten doğar ve Çin, Burma, Tayland, Laos ve Kamboçya’yı geçerek Vietnam’ın güneyinden denize dökülür. Uzunluğu bizim en uzun nehrimiz Kızılırmak’ın 3,5 katıdır. Binlerce çeşit su canlısına ev sahipliği yapar. Soyu tükenmekte olan tatlı su yunusundan tutun da 3 metrelik dev yayın balıklarına kadar...
.
Mekong, Hindiçini kültürünün çok önemli bir parçasıdır. Bu coğrafyadaki insanlar için Mekong yiyecek demektir, su demektir, ticaret demektir, en önemlisi ev demektir. Çünkü milyonlarca insan nehrin kenarına inşa ettikleri bambu evlerde ya da bizzat nehrin üzerinde teknelerde yaşar.


Read More!

Bir kadeh "akrep şarabı" alır mıydınız?

Önümdeki tuhaf şişeye bakıyorum.


Birkaç çeşit mahlukat ters takla atmış, içinde duruyor. Turistlere güzel görünsün diye şişeler büyüklüklerine göre dizilmiş, basamaklı bir tezgaha güzelce yerleştirilmişler.

Read More!

Cu Chi Tünelleri

“Vietnam Savaşı değil, Amerika Savaşı” diye düzeltiyor rehber soru soran turistleri.

Ben, siz, hatta dünyanın geri kalanı Vietnam Savaşı dese de Vietnamlılar -doğal olarak- Amerika Savaşı diye anıyorlar 1965-1973 arasındaki süreci.

Amerika’nın komünizm yayılmasın diye (bulaşıcı hastalık mı bu?) kalkıp dünyanın öbür ucuna asker gönderdiği, sekiz yıllık süreçte dört milyon sivili yok yere öldürdüğü, yenildiğini anlayınca napalm bombası atıp sadece yaşayanları değil doğacak olanları da yaraladığı, bir nesli ruh hastası yapan, hakkında yüzlerce film çekilen, acımasızlığın doruklarındaki savaş.

Saygon’a yaklaşık 70 km uzaklıktaki Cu Chi (Okunuşu: Ku Çi) Tünelleri’ndeyiz. Beş dolara aldığımız yarım günlük turla geldik. Rehber bir yandan savaşın adı konusunda bizi azarlıyor, bir yandan Vietkong gerillalarının ormanda nasıl saklandıklarını gösteriyor.

Read More!